İte kaka bir okula girmek yada kazanmak...

Yeni başlık açmadan önce sorunuzla ilgili önceki mesajları gözden geçirin ya da önce arama yapın.
Cevapla
aldebaran
Mesajlar: 12
Kayıt: 29 Kas Prş, 21:08
Konum: çorum

İte kaka bir okula girmek yada kazanmak...

Mesaj gönderen aldebaran » 14 Ağu Cum, 20:44

Sorun:
Sheaksper' in o meşhur sorusunda bile iki seçenek sunulmuş. Yüzde elli ihtimalli bir felsefi irdeleme. Bizim sınavlarımız öyle bir haldeki, bu soru sorulsa her halde şöyle sorulurdu: "Kazanmak yada ite kaka kazanmak"
Kusura bakmayın, ben bunun yerine uygun olabilecek cumleyi çok düşündüm. Ama en uygunu bu oldu.
Son yıllarda sınavların almış olduğu boyutu anlamak ve anlatmak için seçilebilecek en güzel cumle. Bu sınava girip de kazanamayacak birisi mümkün değil.(Şu üniversite bu Üniversite ayrımı yapılmazsa)
Damdan giremezse bacadan girer, bacadan giremezse su tahliye borusundan girer, ondan da giremezse ... Zaten "minimum kapasite standartları" net bir şekilde bir ortaya konabilse, belki şu an sınava hazırlanan adayların %30'u vazgeçeceklerdir.
Çözüm:
1) Bu çözüm için öncelikle AGSl okullarındaki başta İşitme, çalgı olmak üzere alan dersleri öğretmenlerinin durumları iyileştirilip, görev almalarını cazip hale getirecek düzenlemeler yapılmalı. Bu şekilde boş olan bir çok kadro hemen doldurulmalı.
2) Üniversite yetenek sınavlarındaki değerlendirme yüzdeleri yeniden düzenlenmeli, buna göre;
a) Toplam değerlendirmede AGSL alan dersleri ortalaması %50 oranda değerlendirmeye katılmalı. ÖSS puanı'nın sadece sözel kısmı puanının %10'u, ve geri kalan % 40'lık kısım da "Üniversite yetenek sınavı komisyonu" tarafından verilmeli.
b) Yukardaki bu madde ile de anlaşılacağı üzere AGSL dışındaki okullardan Üniversitelere müracaatın önü kesilecektir. Bu durum "fırsat eşitsizliği" değil, fırsat verilen, yol haritasını önceden belirleyen insanlara bir saygıdır, haklarıdır...
c) Üniversite sınavı değerlendirmesinde AGSL den gelen %50 ortalama içinde, İşitme notu özel olarak dikkate alınacak unsur olmalıdır.(Burada AGSL pastasının yarısı işitme notundan gelebilir) Bunu da Üniversite hocalarımızla yaptığım mülakatlardan sonra edindim. Onların da bu konuda sağlam yetenekli öğrencilerin, yarım yamalak bişey çalabilen öğrencilerden daha tercih edilir olduğunu ifade etmişlerdir.
d) Burada AGSL pastası(%50) nın belirelenmesinde, her sene yapılabilecek "ortak sınav" çok daha isabetli olur. Bu sınav sadece anaçalgı ve işitme'den yapılmalıdır. Öğrenci, her sene, bağlı bulunduğu bölge okulları koordinasyonunda tespit edilecek merkezde sınava girmeli, gelişim süreci ciddi olarak takip edilmelidir.
e) Dört yıl boyunca alınan "ortak sınav" notları toplanıp ortalaması alınır. Böylece ortaya çıkacak AGSL pastası, Üniversite yetenek sınavı yüzdelerine eklenir.
Ben hem bu konuda hizmet vermiş birisi olarak, hem şu an sınavlara girmek üzere olan binlerce adayın heyecanını, onlarla beraber yaşayan bir baba olarak, sağlıklı bir yol bulunmasının gerekliliğine dikkat çekmek için yazdım bu yazıyı.
Belki ilgililerden birisi okur, yazacağı tezine ilham olur :) Akademik ortamlarda yapılan beyin fırtınalarının birisinde, birileri dile getirir...Ne bileyim...
Saygılar.

Kullanıcı avatarı
mıcırr
Moderatör
Mesajlar: 278
Kayıt: 21 Tem Pzt, 21:40
Konum: Ankara

Re: İte kaka bir okula girmek yada kazanmak...

Mesaj gönderen mıcırr » 16 Ağu Pzr, 0:26

Vesaire vesaire...Bu konu Özel Yetenek Sınavı ile öğrenci alan kurumların en büyük sorunu. Evet. Anadolu kentlerindeki bir çok Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi giriş sınavına başvuru sayısı 30 40 belki 50 kişi..Kontenjanlarında artması ile beraber ortaya çıkan sonucu hepimiz görüyoruz.Sadece AGSL ye değil, bir çok Üniversiteye bile başvuru sayısı kontenjanın iki katı ya oluyor ya olmuyor..' İte kaka bir okula girmek ' dışardan bakınca sürekli aynı konu gibi görünse de, bu bölümlerimizin kanayan yarası olmaktan kurtulamıyor ne yazıkki. Çözüm konusunda Size katılıyorum. Değiştirilir, üzerine eklenir, fikirler bu işin ' usta ' ları tarafından tartışılır, ortaya çıkan çözümler destek görür ve kabul edilir ise ancak bölümlerimizde bu sorunu çözmüş hale gelebiliriz. ' Nice Öss mağduru yetenekler bu sınavlarda kayboluyor ' bu da Yetenek Sınavlarından sonra duyduğumuz, artık standart gibi görünen sözlerden..Tüm suç sistemde ya da programda değil. Okul İdarelerimiz de, ne yazık ki Öğretmen yetiştirdiğinin ve yetiştireceğinin farkında olamayan Öğretmenlerimiz de, sorumluluğu üstüne alamayan hatta almayan velilerimiz de, sınava gireceğini bile bile ' aman..! Öss den falanca puanı alırım, girer, okur Öğretmen olurum ' diyebilen öğrencilerimiz de, kendine KAZANMAK ya da İTE KAKA BİR OKULA GİRMEK ile ilgili sorular sorması, bu sorulara samimi ve doğru cevaplar verebilmesi, en başta gelmesi gereken çözüm olacaktır diye düşünüyorum..Saygılar.
Kendisini idare edemeyen, başkasının emri altında yaşamaya mahkumdur...

Cevapla