"HAYIR" Diyebilen Çocuklar!

Hangi başlığa yazacağınıza karar veremediğiniz ve müzikle ilgili olmayan görüşler...
Cevapla
Kullanıcı avatarı
Semra Fayez
Mesajlar: 95
Kayıt: 05 Haz Pzr, 23:25
Konum: Ankara

"HAYIR" Diyebilen Çocuklar!

Mesaj gönderen Semra Fayez » 11 Oca Prş, 9:18

"Hayır" diyebilen çocuklar


Hayatta en çok "Hayır" demekte zorlandım. Evde, okulda, kışlada itaati öğretmişlerdi.
İyi evlat, iyi öğrenci, iyi asker, iyi yurttaş koşulsuz "Evet" derdi.
İtiraz ihanetti.
Lüzumsuz "Evet"lere bir ömür verdiğimden midir nedir, Milli Eğitim Bakanlığı'nın yeni müfredat tasarım kitaplarında en sevindiğim şey, ilkokul çocuklarına "Hayır deme becerisi" kazandırma çabası oldu.

Bir Hayat Bilgisi dersi düşünün ki, 2. sınıftan başlayarak "Evet/ Hayır" oyunuyla çocuğa istemediğini yapmama özgürlüğünü öğretiyor.
İlk aşamada "suçluluk duymaksızın hayır diyebilme"yi...
"Hayır, çünkü..." diye itirazının nedenini dillendirebilmeyi...
"Hayır, ama..." diye reddettiğinin alternatifini sunabilmeyi...
* * *

Bitmedi.
Sonraki etkinliğin adı "Kızma birader"...
Farklı görüşe tahammül eğitimi...
Kitapta örnek bir aile var: "Hoşgör ailesi..."
3. sınıf Hayat Bilgisi, "Ortak ve farklı yanlarımız"ı öğreterek başlıyor.
"Benzemez kimse sana" şarkısını dillerde gezdiren ülke, "Herkes birbirine benzeyecek" komutuyla yıllar harcadıktan sonra şimdi çocuklarını "Kimse benzemez bana" ünitesiyle eğitiyor.

Bu altyapı, 4. sınıfta Sosyal Bilgiler'le destekleniyor.
İlk derste "Farklılıklarımız bizi eşsiz ve özel yapar" fikri işleniyor.
"Ben 73 milletle beraberim" diyen Mevlana'dan hoşgörü hikayeleri anlatılıyor.
6., 7. ve 8. sınıflarda Felsefe dersiyle bu birikim pekiştiriliyor.
* * *

Müfredatı hazırlayanlar öğrencilerde 7 becerinin eksikliğini saptamış. "Eleştirel ve yaratıcı düşünme ve sorgulama eksikliği" ön sıradaymış. O yüzden kitaplarda birey olmayı, risk almayı, meydan okumayı, sorgulamayı, kendine güveni, açık fikirliliği, tartışma ve hoşgörüyü destekleyen dersler var.
Ayrıca bir arada yaşama kültürünü geliştirecek dersler de planlanmış.
"Kendimi kutluyorum" gibi üniteler çocukta özgüveni artırmayı amaçlarken, "Birlikte başarabiliriz" başlığı altında dayanışma hazzı da öğretiliyor.
* * *
Eski kitapta (askerlikteki gibi) "Atatürk'ün büyük bir kahraman olduğunu söyleme - yazma ünitesi" vardı.
Çocuklar bunu ezbere söyleyip yazdı, ama görünen o ki içselleştirip bu bilgiyi davranışa dönüştüremedi.
Her şeyi "Hep - hiç", "ak - kara", "evet - hayır" karşıtlığında ezberleten yaklaşım, "kahrolsun - yaşasın" zıtlaşmasında "ölürüm -öldürürüm" diyen siyasi kutuplaşmaların tohumlarını attı ve bizi derin uzlaşmazlıklara sürükledi.
Her sabah "Türküm, doğruyum, çalışkanım" diyerek yetişenlerin çoğu ne doğru dürüst "Türk", ne "doğru", ne "çalışkan" olabildi ve üniversite sınavında "100 bin sıfır" çekti.
Şimdi anlıyoruz ki, bizim Hititlerinkinden önce kendi ailemizin tarihini öğrenmeye, itaatten önce sorgulamaya, ezberlemeden önce anlamaya, farklılıkları kabullenmeye, bir arada yaşamayı içselleştirmeye ihtiyacımız var.
Bilgi, ancak böyle kültüre dönüşebiliyor.
Talim Terbiye Kurulu Başkanı Ziya Selçuk ve arkadaşlarının çabaları bu açıdan önemli...
Tek sorun şu:
Acaba Türkiye'de itiraz eden çocuğu hoş görecek öğretmenler, müdürler, veliler, valiler, komutanlar, bakanlar var mı?

Yoksa işe, onların eğitimiyle mi başlamalı?

Can Dündar

http://www.milliyet.com.tr/2004/08/14/yazar/dundar.html
FAYEZ

Cevapla