Demirtaş Ceyhun Putları Yıkıyor!

Hangi başlığa yazacağınıza karar veremediğiniz ve müzikle ilgili olmayan görüşler...
Cevapla
mahiye
Mesajlar: 143
Kayıt: 16 Haz Prş, 13:39

Demirtaş Ceyhun Putları Yıkıyor!

Mesaj gönderen mahiye » 04 Şub Pzr, 15:55

Mahiye Morgül

Demirtaş Ceyhun Putları Kırıyor!

Demirtaş Ceyhun’a binlerce teşekkür… Ezberimizi bozdu, çok önemli bir putu kırdı. Ulusal Kanal’daki haftalık sohbetinde şunu söyledi:

“NÂZIM HİKMET KOMÜNİST OLDUĞU İÇİN DEĞİL, MODERN TÜRK ŞİİRİNİ YARATTIĞI İÇİN CEZALANDIRILDI” (3.2.2007)

Demirtaş Ceyhun bu programında büyük bir aydınlanma meşalesi yaktı. O, putlarımızı kırmaya, yıkmaya başladı! Bu meşale, başka putlarımızın yıkılmasını tetikleyecektir.

Kolay değildir kafalardaki putları yıkmak, ezberini bozmak, bir şartlanmışlığı yıkmak. Putları yıkmak bir devrimdir. Hz. Muhammed’in “yıkın putlarınızı” diyerek beyinlerden neyi söktüğünü bir düşünün, kolay değildir ezberini bozmak.

Putları, yani toplumun gözünü kapatan ezberleri yıkma dönemi artık başlamıştır! Ulusal Kanal putları yıkma kanalıdır, halka gerçekleri söyleme kanalıdır, iyi ki var.

Cumhuriyetin, yani Modern Türk Devletinin kültürel inşasına katılan yeni kahramanlar, yazarlar ve şairler hevesle kolları sıvadılar. İlk kuşak doktorlar, öğretmenler, besteciler, ressamlar, mimarlar, şairler, romancılar gibi. Nazım Hikmet bunların içinde Türkçe’yi malzeme olarak kullanan büyük dil ustasıydı, Türk devriminin şiiri onun elinde büyüyordu. Devrimini kalıcı yapacak olan büyük bir işi üstlenmişti, halkın kullandığı Türkçe ile modern şiir yazıyordu! Bu yüzden kabahati büyüktü!

“İmparatorluklar kendi kültürünü yaratır” diyor Demirtaş Ceyhun. Modern Türk devleti de kendi kültürünü yaratıyordu, bundan endişe duyan batılı emperyalistler boş durmamışlar… Bize içerden saldırıya geçtiler, ellerimize putlar verdiler, onlara inanmamızı istediler ve çok da başarılı oldular. Kendi aydınını susturan bir devlet yaptılar bizi, Attila ilhan’ın “Kırk karanlığı” dediği.

Demirtaş Ceyhun’un bu programını kaçıranlara tekrarı verildiğinde izlemelerini öneriyorum. Ezberimizi bozduğu için bin teşekkür Demirtaş Ceyhun’a. Sırada diğer ezberlerimizin bozulması vardır. Örneğin;
“Nazi Almanya’sından kaçan Yahudi bilim adamlarına kucak açtık” diye ezberletildik, acaba gerçekten öyle mi?

Bu hikaye böyle değildir. 1930’larda Belçika’da kurulmuş bir dernek/şirket vardı, Avrupa’dan dışarıya öğretmen/ bilim adamı/ sanatçı transferi yapardı. 20.Yüzyılda ABD’yi kendine mekan tutan bilinen sermaye grubu, Avrupa’dan kendine bilim adamı ve sanatçı çekmek istiyordu ve o dernek öyle kuruldu. Almanlardan kaçıyorlar görünümü verildi, kendilerini davet ettirdiler.

İki katı maaş, ailelerine iş gibi sağlam sözleşmelerle geldiler, üstelik bizim işgale direnmiş yürekli bilim adamlarımızın kadroları boşaltılıp onlara verildi, bizimkiler dibe itildi…
Batı mantığıyla düşünen bilim adamlığı, böyle, kanırtarak getirildi. Ve görünen oydu ki, Mustafa Kemal’in etrafı sadece iç isyanlarla değil batı kafalı aydınlarla da sarıldı, işi çok zorlaştırıldı. Bu arada, Adıvar ailesinin İngiltere’ye yerleşmelerinin nedeni ve Atatürk’ün ölümünden hemen sonra 1939’da dönüşlerinin nedeni hala belirsizdir.

Bize 1933 Üniversite Reformu olarak ezberletilen gerçekte bir reform muydu? Yoksa Modern Türk Devletinin aydınlarını üniversiteden uzaklaştırmak için tuzak mıydı? Onları, bahçıvan, musluk tamircisi, ortaokul öğretmeni gibi geri hizmetlere alıp itibarsızlaştırmanın anlamı neydi? Enderun’dan gelen, kendi devletine sadık Türk aydını ve bilim adamı geleneğini bitirmek kimin işine yarardı?

Bir başka örnek; Türkçe harflerle ilk roman yazan, yiğit Anadolu kızlarını İstiklal Harbindeki özverileriyle roman kahramanı yapan Aka Gündüz (Enis Avni) itibarsızlaştırılırken, İngiltere’de yazıp getirdiği “Sinekli Bakkal” romanındaki gibi dindar bir İstanbul kızını (Rabia’dır adı ve aynı adlı benzer bir kadına bu günlerde birileri ödül vermektedir) roman kahramanı yapan H.E.Adıvar’a 1942’de CHP tarafından ödül verildi. Ödül vererek ezberimize yazılan neydi?

Sonra, Köy Enstitülerinde batıdan çeviriler furyası yaşandı; roman yazacaksanız bunları okuyun siz yazmayın mı denilmişti? Fakat bu topraklar öyle bereketli ki, batı hayranlığı yerine Köy Enstitülerinden toplumcu şair yazar fışkırmaya başladığında bu okullar komünist damgası yedi, kapanma gerekçesi yapıldı. Çünkü Cumhuriyet kendi aydınını yetiştirmeye başlamıştı!

“Köy Enstitüleri komünist yetiştirdiği için mi kapatıldı?” sorusunu soralım, duruma Demirtaş Ceyhun’un yaktığı meşalenin ışığıyla bakalım; bir put daha burada yıkılacaktır.

Bir örnek daha; “İleri Marşı” gibi görkemli bir marşın bestecisi, neden bestecilik eğitimi alması için gönderildiği Fransa’dan döndüğünde bir ortaokulda çalıştırıldı? Şu anda bile, eserleri çalınmayan, görmezlikten gelinen, ekmek derdine düşürülen çok sayıda bestecimizin hazin öykülerine tanık olmaktayız.

Batı emperyalizmi önümüze yeni ezberler, yeni putlar koymaktadır. “Batıya hizmet eden Türk aydın modeli” ödüllerle putlaştırılmaktadır.

Ancak; şimdi putlar yıkılmaya başlamıştır!
Ezberlerimiz bozulmaya başlamıştır.
Batının üstünlüğü ön kabulü artık sökmüyor!
Komünizm düşmanlığı artık sökmüyor!
Türkü kendi devletine düşman etmeyi deniyorlar, bu da sökmeyecektir!
Putlar kırıldıkça gözümüzün önü açılıyor, ufkumuz genişliyor!
Putları kırmaya, ezberleri bozmaya devam!
Binlerce teşekkür Demirtaş Ceyhun’a.

ÇOK YAŞA DEMİRTAŞ CEYHUN!

4.2.2007

Cevapla