Vazgeçiş

Müzikle ilgili fıkra, bilmece ve bulmacalar
Cevapla
dadaist
Mesajlar: 16
Kayıt: 18 May Prş, 15:43

Vazgeçiş

Mesaj gönderen dadaist » 11 Haz Pzr, 2:07

Her tercih başka bir şeyden bir vazgeçişmiş


Her tercih başka bir şeyden bir vazgeçişmiş
Enstruman seçmek için bir karar almam gerekiyordu.Ya keman çalacaktım ya piyano; ya flüt çalacaktım ya da akordeon...
Olmadı, hepsini istedim, hiçbirinden vazgeçemedim. Yıllar geçtikten sonra her enstrumanı iyi çalabiliyorum; ama hiçbirinde virtüöz değilim. Bir enstrümanla isim yapamadım. Ne kemanla tanınan bir eserim var,ne de piyanoyla.. Bütün enstrumanları iyi çalıyorum, ama kimse tanımıyor beni. Başarılı olmak için her şey değil, bir şey
lazımmış. Başarı bir verişmiş; bir şeyi alabilmek için birşeyi vermek,diğerlerinden vazgeçmek gerekiyormuş. Keşke kemanı seçseydim ve diğerlerinden vazgeçseydim.Karıma da hayatı zindan ettim, sevgililerime de...
Hiçbirinden vazgeçmedim. Yani... Evlilik sadece birisi için karar
almak ya,diğerlerinden vazgeçmek...işte evlenirken ben bunu
anlamadan evlenmişim.Evlendikten sonra başka kadınların da olduğu
bir hayatı yaşamaya devam ettim. İçlerinden bazılarını daha çok sevdim; ama ne onlardan birinde, ne de karımda karar kılabildim.
ıllar sonra şimdi yapayalnızım...
Ne karım kaldı, ne de diğerleri...
Keşke birini gerçekten seçebilseymişim, ama,yapamadım.Tıpkı enstruman seçimi gibi hepsini istedim ve sonuçta elim boş kaldı. Almak için bırakmak gerekiyormuş.Dolu dolu boş yaşamak.Hayatım boyunca yapacak çok işim oldu;hepsini yapmayı istedim.Hangisinde ''en iyi'' yim? şimdi bakıyorum,kazananlar, başarılı olanlar hep bir tek şey yapmışlar.
En iyi olmak için önce seçmek ve diğerlerini bırakmak gerekiyor.
İşte de böyle, özel yaşamda da... Bu seçimi yapmamız gerekiyor; çünkü mutlaka bazıları daha uygun...
Bir ara ekonomik sıkıntıya düştüm. Tasarruf gerek. Başladım her şeyden %10 kesmeye, ne anlamsız bir uğraşmış bu. %10 daha az peynir yemek, çay içmek. Bu tasarruf çok acı verdi bana, her an hissettim. Her şeyden %10 kesmek tabiatıma uygundu tabii. Çok sonradan anladım; sadece taksiyle dolaşmayı bıraksam yetermiş! Her kalemden %10 değil, etkili kalemi bulmak gerekiyormuş.Yani, orada da seçim yapmak gerekiyormuş...
Her seçim bir kaybediştir''
Her tercih bir vazgeçiştir çünkü...
Sabah işe gitmekle, yatakta nefis bir miskinlik fırsatından
Vazgeçmiş olursunuz.Kalkar kalkmaz hayat bin seçeneği dayar burnunuzun ucuna...
''Ne giysem'' telaşından, öğle yemeğinde ''Ne alırdınız?'' diye başucunuzda bitten garsona, hangi kanaldaki filmi izlesem'' kararsızlığından ''bize oy verin'' diye bağırışan partilere kadar her şey, herkes, her an sizi ısrarla bir tercihe zorlar.
Yastığınıza teslim olmuşsanız, belki dışarda ışıl ışıl bir günden
Vazgeçmiş olursunuz.
Bahar esintileri taşıyan bir elbise belki o gün yaşamınızı ışıldatabilecekken ağırbaşlı bir sadeliğe karar vermekle muhtemel
Bir tanışıklığı tepersiniz.
Belki yemediğiniz musakka, ısmarladığınız İzmir köfteden daha lezzetlidir.
Ya da öbür kanaldaki film, o anki ruh halinize daha uygundur.
Ama yaşam, vazgeçtiğiniz şeye ilişkin ipucu vermez.
Geri dönüp, o günü gökkuşağı desenli bir elbiseyle yeniden
Yaşama şansınız yoktur.
Bu seçim oyununda vazgeçtiğiniz şey,seçtiğinizden daha değerliyse
pişmanlık kaçınılmazdır.
Ama neyin değerli olduğunun kararı da yine size aittir. Ve vazgeçtiğiniz şey bazen bir saray, bazen şöhret sahnesinin parıltılı
neonları da olsa, çoğu zaman gözünüz hiç arkada kalmaz. Çünkü Duvarlarına sevdiğinizin kokusu sinmiş bir ev ya da sevdiğiniz
kadınla paylaşamadığınız bir saray sizin borsada kolay feda
edilebilir değerlerdendir.
Hayata bir başka gözle bakmayı öğrendiyseniz, bu seçimde
Kazandıklarını sananlara yalnızca acıyarak gülümsersiniz.
Her şeyin sıradanlaştığı bir dünyada bazen kaybetmek en doğru
seçimdir.
Ve o dünyada en yerinde tercih; vazgeçiştir.

Can Dündar
Dadaist

Kullanıcı avatarı
Semra Fayez
Mesajlar: 95
Kayıt: 05 Haz Pzr, 23:25
Konum: Ankara

Ne tuhaf. Yeryüzü Vazgeçmemize İzin Vermiyor:)

Mesaj gönderen Semra Fayez » 11 Oca Prş, 9:41

Niye hala doğuyor insan?


Bir yıl üzerine, bin yıl üzerine, binlerce yıl üzerine bir yazı. İnsanoğlunun bunca kötülük varken niye hala doğmaya devam ettiği üzerine bir merak...

Dünya sık sık, bir tek bana haber verilmemiş, geri kalan herkesin farkında olduğu dev bir kamera şakası gibi. Olup biten bütün bu saçmalıkların dev bir şaka değil de gerçek olduğunu kabullenmek bile bir enerji ve zaman gerektiriyor. Hakikaten olup biteni ciddiye alıp, ciddi olarak tavır alıp söz söylemek, eleştirmek bile kendimi komik duruma düşürüyormuşum gibi geliyor bendenize, sırf kendi gözümde olsa bile... O kadar ilkel ki olup biten, söz söylemek, durumları yeniden tarif etmek, lüzumundan fazla ince bir davranış oluyor bazen. Söz söylemek... Mesela bu zaten. Söz söyleyerek dahil oluyorsunuz bütün olup bitene. Bu dev şakayı ciddiye alarak dahil olanlardan biri oluyorsunuz.


Sabit sayı kuramı
Son yıllarda kendimce bir kuram geliştirdim. Şahsi kuramıma göre; insanlık tarihinin başından beri yeryüzündeki kafası çalışan, erdemleri sağlam, insanlığın iyiliğini isteyen ve insanlığın haline bakarak acı çeken, belli bir sayıda insan var. Bu sayı, tarih boyunca ne azaldı ne çoğaldı. Aynı şekilde, dünyanın kurulduğu günden beri sabit bir sayıda, insanlıktan nasibini almamış, hırslarıyla kör olmuş, yukarı çıkmak için diğer insanların kafasına basabilen insan var. İnsanlar doğuyor, insanlar ölüyor ama yeryüzündeki iyilik ve kötülüğün oranı değişmiyor. Ama yine şahsi kuramıma göre bu iyilik ve kötülük, aydınlık ve karanlık oranı "Ying-Yang"daki gibi eşit değil maalesef. Şahsi kuramım biraz karamsar gibi görünebilir ama bence içinde bulunduğumuz berbat durumu açıklıyor: Dünya kurulduğundan beri kötülük iyilikten daha güçlü ve çoğunlukta. İyiler ise kimi zaman evlerinde oturup kötülerin yaptıklarını kanları donarak izlediler; kimi zaman kanları ısındı ve sokaklara döküldüler. Çoğu zaman öldüler, nadiren olsa da kısa dönemli zaferler ya da zafer sanrıları elde ettiler.


MÖ 2003-MS 2003
Bu kuramın sonucu olarak elbette, kurulduğundan bu yana dünyada teknik gelişmeler dışında temel bir değişim yok. Biz şimdi Irak'ın işgaline ve bütün dünyanın bunu bön bön izleyişine, dev haksızlıklara nasıl kahrolarak bakıyorsak MS 2003 yılını kapatmışken, mutlaka MÖ 2003'te de aynı şey oluyordu yeryüzünde. Tek fark artık daha çok insan var ve doğal olarak daha çok insan ölüyor kötülüklerin elinde. Diğer yandan acının derinliğinin değiştiğini sanmıyorum
o günden bugüne. Yoksa milattan önce doğan filozof Seneca şöyle der miydi?
"...bazen insan soyuna duyulan nefret kişiyi sarar; ve sadeliğin ne kadar ender olduğunu ve dürüstlüğün ne kadar bilinmez olduğunu ve yarar olmadıkça, güvenilirliğin güç bela var olduğunu düşündüğünde, hem böyle başarılı suçlar bütünlüğü ortaya çıkar, hem tutkunun aynı derecede nefret edilen kazançları ve zararları, hem de rezillikle ünlü olacak kadar kendini kendi sınırları içinde tutamayan hırs ortaya çıkar: Ruh karanlığa sürüklenir ve ümit beslemesine izin verilen, ne de bir ümide sahip olması yararlı olan erdemler altüst olunca, sanki karanlıklar ortaya çıkar." (Lucius Annaeus Seneca-"Ruh Dinginliği Üzerine"-Yapı Kredi Yayınları, çev: Bedia Demiriş)


Ölümsüz isimler sözlüğü
Yine de, dünya serçe kalpliler için her zaman kötü bir yer olmuşken, iyilerin ve iyiliğin oranı hep ümitsizlik verecek derecede düşükken, dünya nasıl oluyor da sürüyor? Gerçi soluduğumuz havanın giderek ölümcül zehirlerle dolması, dünyada bombalanmamış tek bir metrekarenin kalmamış olması, insanların köleleştirilerek insanlığın yok edilmesi, yalanın gerçekten daha gerçekmiş gibi kucaklanması dünyanın o kadar da "sürüyor" olmadığını söylüyor bize. Ama yine de çoğunlukta olan, baskın olan kötülük ve kötüler olmasına rağmen tarih kitapları, sanki insanın canını yakan ve çekilen acılarla alay eden bir şaka gibi iyi adamların ve iyiliklerin adlarını yazıyor hala. Çocuklara kötülerin katlettiği iyi adamların adları ezberlettiriliyor. Sokrates'in adını tüm dünya biliyor ama onu öldürenleri kimse hatırlamıyor. Kötü bir şaka gibi sanki... İnsanlık önce öldürüyor sonra hakkını teslim ediyor iyiliğin!

"Kızlar doğmayı reddediyor" diyordu Amin Maalouf "Beatrice'den Sonra Birinci Yüzyıl" kitabında; kadın cinsine çektirilen acıların insan geni tarafından böyle bir tavırla karşılandığını iddia ediyordu. Peki insanoğlu niye hala iyiliğin peşinde? Niye hala doğuyor iyiler? Ne tuhaf... Yeryüzü, vazgeçmemize izin vermiyor. Ne tuhaf...

Ece Temelkuran

:)
http://www.milliyet.com.tr/2004/01/04/y ... kuran.html
FAYEZ

dark_violist
Mesajlar: 24
Kayıt: 13 Haz Çrş, 18:49
Konum: trabzon

Mesaj gönderen dark_violist » 02 Ağu Prş, 21:37

vazgeçmek kolay.......aslında hırslanıp onu devam ettirmek zordur....kimse bilmez benim duygularımı şuan....hiç çalgınızdan soğutulmak istedinizmi....ben zorlandım...ama hırslanıpp ilk yılımda okul orkestrasına girip iyi bi viyolacı oldum.....vazgeçmek kolay abi...varın vazgeçin siz
aranızda ''VİYOLA''nedir bilen var mı?:)

Cevapla