Gerçek Bir "Eğitimci" Duyarlılığı

Müzikle ilgili fıkra, bilmece ve bulmacalar
Cevapla
Kullanıcı avatarı
erdem
Mesajlar: 1
Kayıt: 07 Haz Sal, 10:13
Konum: Bursa

Gerçek Bir "Eğitimci" Duyarlılığı

Mesaj gönderen erdem » 10 Eki Sal, 23:31

AŞK MEKTUPLARI
Rasim, bir akşam okuldan döndüğü vakit, kendi ismine gelmiş bir zarf
buldu. İçinde, çiçekli bir kağıt üstüne, şu satırlar yazılıydı:
"Rasim Bey, ben sizi uzaktan uzağa seven bir genç kızım. Çok güzel
olduğumu korkmadan söyleyebilirim. Dünyada en büyük emelim sizin
tarafınızdan sevilmek ve sizin eşiniz olmaktır. Fakat yaşlarımız çok küçük olduğu için zannederim ki birkaç sene beklemek gerekecek. Şimdilik kendimi size tanıtmayacağım. Mektuplarınızı ..... adresine taahhütlü olarak gönderiniz. Benim çok mutaassıp bir beybabam vardır ki, çok az sokağa çıkmama müsaade eder. Bununla birlikte belki bir gün ayaküstü görüşebiliriz. Kendimi şimdiden sevgiliniz ve nişanlınız saydığım için sizinle görüşmeyi fena ve ayıp bir şey saymıyorum. Evde yalnızlıktan çok canım sıkılıyor. Mektuplarınız benim için bir teselli olacaktır."
On altı yaşına gelmiş her okul çocuğu gibi, Rasim için de hayatta sevilip
sevmekten daha önemli bir şey yoktu. Bu mektubu okur okumaz yüreğine bir ateş düştü. Tanımadığı bu kızı deli gibi sevmeye başladı.
O gece sinemaya gidecekti, vazgeçti, erkenden odasına çekilerek kendisini seven bu genç kıza uzun bir mektup yazdı. Mektubu posta kutusuna attığı zaman birdenbire on yaş büyümüş gibi gurur duyuyordu. İsminin Bedia olduğunu söyleyen bu genç kız, Rasim' in mektuplarına düzenli olarak cevap veriyor, eğer bir iki gün geciktirecek olursa kıyametleri koparıyordu.
"Sizi ne kadar sevdiğini ve sizin mektuplarınızdan başka tesellisi
olmadığını söyleyen bir zavallı kızın gözlerini yollarda bırakmak doğru olur
mu? Hem mektuplarinizi çok kısa yaziyorsunuz.
Bir rica daha: Mektuplarınızı biraz okunaklı yazıyla yazamaz mısınız?"
Genç okullu, akşamları erkenden odasına kapanıyor, sevgilisine kendini
beğendirmek için saatlerce müsveddeler yaparak, kitaplar gibi uzun
mektuplar yazıyordu. Bedia aynı zamanda meraklı bir kızdı. Bazen şöyle sorular sorduğu da oluyordu:
"Evlendiğimiz zaman balayımızı geçirmek için acaba İtalya' ya mı gidelim,
İsveç' e mi? Bu iki memleket acaba nasıldır? Halkı nasıl yaşar ne iş görür?
Oralara gitmek için hangi denizlerden hangi memleketlerden geçilir?" Yahut da; "Sen Abdülhak Hamit Bey in Eşber'ini okudun mu? Nerelerini en çok beğendiysen yaz da ben de okuyayım..."
Genç okullu, nişanlısına karşı küçük düşmemek için, coğrafya ve edebiyat kitapları karıştırıyor, onun istediği bilgiyi toplamak için günlerce çırpınıyordu. Bedia bir mektubunda ona şöyle darıldı:
"Sizinle muhakkak görüşmeye karar vermiştim. Dün okul dönüşünde yolunuzu bekledim. Fakat bir genç kızın sevgilisi olduğunuzu hatırlamamış, çok fena giyinmiştiniz. Üstünüz başınız, ayakkabınız çamur içindeydi. Çocuk gibi arkadaşlarınızla mı boğuştunuz acaba? Bunu görünce sizi mahçup etmekten korkarak yanınıza gelemedim."
Rasim fena halde utandı ve üzüldü. O günden sonra olağanüstü dikkat ve
özenle giyinmeye başladı. Bedia bir kere de onun okuldan çıkar çıkmaz eve gitmemesinden, geceye kadar sokakta dolaşmasından şikayet etmişti. Acaba kendisi evde onun için ağlarken, o, başka kızların peşinde mi geziyordu? Rasim dünyada Bedia' sından başka hiçbir kızı sevemeyeceğini yeminlerle yazdı ve sokakta dolaşmaya, tesadüf ettiği kızlara göz ucuyla bile bakmaya cesaret edemez oldu.
Bir akşam, Rasim'in annesi Nedime Hanım kocası Ahmet Beyi matemli bir çehre ile karşıladı, ağlamaklı bir tavırla:
"Ah Bey, başımıza gelenleri sorma. Oğlumuza Bedia isminde bir kız musallat olmuş. Bugün Rasim in odasını düzeltirken mektuplarını buldum.
Evladımız elden gidiyor. Bir çare bul."
Ahmet Bey de hiçbir meraklanma işareti görünmüyor, tersine kıs kıs gülüyordu. Sesini alçaltarak:
"Korkma Hanım," Dedi, "oğlana aşk mektuplarını yazan kız benim! Oğlandaki haylazlık arttıkça artıyordu. Ne okuldaki ögretmenler, ne ben, bütün gayretimize rağmen, ona doğru dürüst yazmayı bile öğretemiyorduk. Nihayet düşüne düşüne bu çareyi buldum.
Rasim'in kıza yazdığı mektuplar sayesinde yeni yazıyı mutlaka öğreneceğinden ve bu sene sınıfı geçeceğinden eminim. Doğrusunu istersen, ben de eski yazıyı bir zamanlar Sana mektup yaza yaza öğrenmistim."
REŞAT NURİ GÜNTEKİN
Dostlukla;
Sizin Erdem GEDİKLİ

senyö
Mesajlar: 2
Kayıt: 18 Eki Çrş, 13:23
Konum: Balıkesir

el cvp

Mesaj gönderen senyö » 18 Eki Çrş, 13:32

:) hoş

Kullanıcı avatarı
bariton
Mesajlar: 35
Kayıt: 08 Haz Prş, 10:44
Konum: Samsun
İletişim:

aşk - meşk

Mesaj gönderen bariton » 21 Eki Cmt, 0:12

Eee... "Aşk olmadan meşk olmaz"
"Meclis'te çalındı yine tanbur ile neyler; aşık-ı biçarelerin gönlünü eyler"

Cevapla