YETENEK SINAVI TRAJEDİSİ

AGSL programları, öğrenci ve öğretmenleri ilgilendiren konular
Cevapla
aldebaran
Mesajlar: 12
Kayıt: 29 Kas Prş, 21:08
Konum: çorum

YETENEK SINAVI TRAJEDİSİ

Mesaj gönderen aldebaran » 29 Ağu Cum, 15:43

Oldum olası beni geren bir konudur bu; Seçmek, seçilmek.
Seçilen açısından sevinç yada hayal kırıklığıdır sonuç. Seçimi yapanlar ise hiç tartışılmaz ve konuşulamaz. Çünkü onlar bu işin kompedanlarıdır(!)
Sınav yapıcıları bu sınavlarda, neyi irdeledikleri konusunda kendilerini dinlediklerinde, vicdanları ile kalıplaşmış rutin soru uygulamaları( tek ses, iki ses, üç ses, dört ses, ezgi tekrarı, ritm tekrarı vs.) arasında kalmaktadırlar.
Şimdi yapılan sınava bir de şöyle bakalım. Aday öğrencinin algılaması ile ilgili bilgileri alabilmek için Bir "cisim" gösteriliyor, sonra da adaya bu ne? diye soruluyor. Cevap dogru yada yanlış not ediliyor. Sonra iki cisim, ardından üç, dört cisim birden bir arada gösterilip "ne gördünüz" diye soruluyor.
Sonraki aşamada adaya, 8 satırlık bir paragraf okutturuluyor ve ardından "ne anladınız?" diye soruluyor. Aday da aklında kalan ne varsa anlatmaya çalışıyor.
Ve maalesef bazı üniversiteler ilk aşamada bu algılama sorularından( bu nasıl bir objektif tespittir bilinmez) başarısız olan nice müzikal, nice güzel sesli, nice detone olmadan farklı tonlarda solfej okuyabilen, nice müzik literatürünü yemiş yutmuş, nice müzik dağarcığı olan, ufku geniş çocuklarımızı silip atabiliyor.
Bu mu yetenek sınavı? böylemi olmalı?
Soru: Bu ne? Cevap: Kuş Yorum: Afferin...
İkinci soru: Bunlar ne? Cevap: Kuş ve dana Yorum: Hmm güzeeel...
Üçüncü soru: Bunlar ne pekiii? Cevap: deve, çiçek, çoban
Yorum: Afferin, bu çocukta iş var! di mi!...(ha ha ha gülüşmeler...)
Ve malesef nesneleri algılayabilen her çift göz gibi, seslerin inceliğini-kalınlığını ezberleyen herkes( ezberleyen diyorum çünkü hakikaten bir süre sonra bunlar ezberleniyor. Bir çok armonik olduğu için zor duyulduğu sanılan akor, ezber yapma becerisini geliştiren çocuk için hiç de problem olmuyor.)
Eğer bu ezberci bir de ÖSS den 230 üzeri bir not almışsa haydeeeeeee, rast gele!...
Memlekete AGSL okulları açacaksın, onları her konuda düzenli intizamlı, müzikal, armonik düşünen bireyler olarak yetiştirmeye çalışacaksın, Bach yorumu, Mozart yorumu, Beethoven yorumu arasındaki farklılıkları anlatmaya çalışacaksın, Müzik tarihini, dönemlerini, Sonat formunu anlatacaksın sonra da çalışmalarının semeresini, kaderine yön verme noktasında kullanacakken Büyük sınav jürisi o meşhur sorusunu soracak:
Bu ne?
Cevap: KUŞ
Yorum: Hmm Peki ya bu?!........

Türkiyede şu an AGSL okulları bir gerçek olarak 18 yıldır karşımızda durmakta. Kapanırmı kapanmazmı, sürermi sürmezmi deken 18 yıl geçti. Ve Türkiyede Müzik Eğitimi sistemi oluşturulması diye bişeyden söz edeceksek AGSL siz bir oluşumdan bahsedemeyiz.
AGSl okullarının 18 yıldır varlığına rağmen hala düz liselerin yetenek sınavlarına girmesinin tek açıklaması, Bakanlığın popülist yaklaşımlarıdır.Üniversite komisyonları özerk yapılardır. Bakanlık müdahale edemez. Yani iş burada Üniversite yetenek komisyonlarına kalmaktadır. Düz liselilerin ayağını yavaş yavaş bu sınavlardan kesmek lazım. Öyleki bir süre sonra öğrenci cesaret edip bu sınava giremesin. ( Tabi burada çok yeteneklileri ayırıyorum)
Diyeceksiniz ki " sen hangi okuldan girdin Gaziye?"
25 sene önce memlekette AGSL okulu olsaydı gider ona başlardım Lise seviyesine. Eğer böyle düşünecekseniz, Endüstri Meslek Lisesi mezunu olup Müzik Bölüm başkanı olan arkadaşımız var şu an!..
Geçmişi ve imkansızlıklarını bir kenara bırakalım. Şu an AGSL okullarına büyük bir haksızlık yapılmaktadır. Ve bu haksızlık MEB tarafından yapılması bir yana Üniversite sınav komisyonları tarafından da desteklenmektedir. ( Tabi bu destek, sınavlardaki tavır ve tutumlardır.) "Hepiniz eşitsiniz" lafının altından inceden bir AGSL okulluyu ezme durumu. İşte tam da burada bir bakış açısı daha karşımıza çıkıyor. Bir Üniversite hocamız ile yaptığım görüşmede, AGSL okıullarında öğrencilerin hiç de iyi eğitim almadıklarını tam tersine yetenekli öğrencilerin harcandığını, olur olmaz yanlış metodlar ile çarpık çurpuk karşılarına dikilip "ben keman öğrencisiyim felanca ile çalıştım" diye ayrıcalık bekler hallerinin komikliğini anlatmıştı.
Hah işte hassas noktaya geldik! Üniversite hocalarının AGSL hocalarını beğenmeme durumu...
Üniversite Hocalarımızın başımızın üstünde yeri var. Üniversiteler kendi iç dinamikleri içerisinde liyakatlerini kazanan eğitmenlerini rütbelendirir, tamam... Onların yerini durumlarını hiç konuşmayacağım. Peki AGSL öğretmenlerini kim atar? Cevap: MEB
AGSL öğretmen alımı sınavlarına 2 kez katıldım.İlki 1991 senesinde, jürisinde Ali Uçan, Saadettin Ünal, Nevhiz Ercan, Ali Hoca vardı. Bu sınavı kazanamadım. 2001 yılında jürisinde Ertuğrul Bayraktar, Nevhiz Ercan ve bir bakanlık görevlisi olan sınavda başarılı oldum. 5 sene bu okullarda çalıştım. 2001 den sonraki sınavlarda hiç adını duymadığımız insanlar( muhtemelen Bakanlık görevlileri) sınav komisyonunda yer almaya başlamışlar. Sıradan tavır ve uygulamalar ile bu işin en önemli aktörü olan "öğretmen" unsurunu zaman içerisinde ayaklar altına alıp, öğrenci kalitesinin de buna paralel bozulmasına sebep olmuşlardır. Ben de bu dejenerasyonun gözümün önünde seyretmesine daha fazla dayanamayarak 2005 yılında AGSL yi terkettim. AGSL de bulunduğum süreçte birkaç "kadrolu" sıfatlı ama formasyonu bile olmayan öğretmenle çalışmak zorunda kaldım. Beni en çok onlar yıprattı. Müdürümüz de sanatsal anlamda hiçbirşeyin ayırdında olmayan bir insan olunca ortalık "panayır" yerine döndü.
Üniversite hocalarımızın AGSL öğretmenlerinin yetersizlikleri konusundaki serzenişlerine hak veriyorum.(Burada işini iyi yapan, hakederek kadro alan arkadaşlarımızı ayırıyorum) Ve onlardan şunu istiyorum. Karşılarına gelen öğrencilere, öğretmenlerine kızdıkları için değil, öğrencilerin durumlarını yeterli bulmadıkları için beğenmediklerini dile getirsinler. Bunu lütfen onlara söylesinler. Çünkü öğrenci başarısızlığını hala dayandıracak yer bulamıyor, "nerede hata yaptım" diye sağa sola çarpılıp duruyor. Bu konuda komisyonun mümkün olduğunca açık ve net olmasını istiyorum...

albeniz
Mesajlar: 56
Kayıt: 28 Haz Çrş, 13:20
Konum: Mersin

Re: YETENEK SINAVI TRAJEDİSİ

Mesaj gönderen albeniz » 05 Eyl Cum, 21:08

Ve maalesef bazı üniversiteler ilk aşamada bu algılama sorularından( bu nasıl bir objektif tespittir bilinmez) başarısız olan nice müzikal, nice güzel sesli, nice detone olmadan farklı tonlarda solfej okuyabilen, nice müzik literatürünü yemiş yutmuş, nice müzik dağarcığı olan, ufku geniş çocuklarımızı silip atabiliyor.

Bu sözlerinize can-ı gönülden katılıyorum.

Keşke; kemanı elime alıp.İstanbul Sokakları'nı çalsaydım;
Keşke; gitarı elime alıp İsmail yk dan çalsaydım...
Keşke; Müzik Tarihi hakında hiçbir bilgiye sahip olmasaydım.

aldebaran
Mesajlar: 12
Kayıt: 29 Kas Prş, 21:08
Konum: çorum

Re: YETENEK SINAVI TRAJEDİSİ

Mesaj gönderen aldebaran » 06 Eyl Cmt, 11:13

sayın albeniz, yazdıklarınızdan bu sınavı kazanamadığınız izlenimine kapıldım. Eğer öyle bir durum varsa hiç üzülmeyin. Çünkü bu yola girenleri ben iki grupta topluyorum.
1)Sınavın peşini bırakanlar.........................................................................KAZANAMAYANLAR
2)Sınavın peşini bırakmayanlar(5. senesinde bile olsa ısrarla sınavları takip edenler)......KAZANANLAR
Şimdi, yukarıda bahsettiğiniz eserleri çalmayacağız tabi komisyonda.
Bir Orta Anadolu Türküsünü Neşet Ertaş gibi değil de Hakan Aysev gibi söyleyeceğiz.
Bir okul şarkısına Haluk Levent'in değil de Bekir Küçükay'ın penceresinden bakmaya çalışacağız.
Ya da madem siz popüler müzik dediniz ben de oradan örnek vereyim. Bir pop parçasına bir "orgcu" gözüyle değil, bir piyanist penceresinden bakabilmek, ezgiye paralel gelişebilecek eşlik şekillerini organize edebilmek.
Umarım böyle daha açıklayıcı olmuştur. Sağlıcakla...

albeniz
Mesajlar: 56
Kayıt: 28 Haz Çrş, 13:20
Konum: Mersin

Re: YETENEK SINAVI TRAJEDİSİ

Mesaj gönderen albeniz » 06 Eyl Cmt, 21:16

Şimdi, yukarıda bahsettiğiniz eserleri çalmayacağız tabi komisyonda.

Benimde demek istedeğim buydu,keşke çalsaymışım..:)

Neyse efendim;

Benimkisi sadece "deniz yıldızı" hikayesiydi...Hikayeyi başkalarına anlatamadım,burada paylaşayım,içimde kalmasın..

Yazı yazmak için okyanus sahillerine giden bir yazar, sabaha karşı kumsalda dans eder gibi hareketler yapan birini görür.
Biraz yaklaşınca , bu kişinin sahile vuran denizyıldızlarını, okyanusa atan genç bir adam olduğunu fark eder. Genç adama yaklaşır:
- Neden denizyıldızlarını okyanusa atıyorsun?
Genç adam yanıtlar;
- Birazdan güneş yükselip, sular çekilecek.
Onları suya atmazsam ölecekler. Yazar sorar;
- Kilometrelerce sahil , binlerce denizyıldızı var.
Ne fark eder ki?
Genç adam eğilir, yerden bir denizyıldızı daha alır, okyanusa fırlatır.
- Onun için fark etti ama...

aldebaran
Mesajlar: 12
Kayıt: 29 Kas Prş, 21:08
Konum: çorum

Re: YETENEK SINAVI TRAJEDİSİ

Mesaj gönderen aldebaran » 11 Eyl Prş, 12:48

şimdi ne alakası var bu hikayenin anlamadım ama keşke bu konuya daha ilgili ve bilgili insanlar katılsaydı. Katılsan ne olacakki zaten, düzen kurulmuş bir kere. Sektör tıkır tıkır çalışıyor, alan satan memnun. Köşe başları tutulmuş, herşey kontrol altında. Yeni bir şeyler, daha mantıklı isabetli seçimler demek "düzenin bozulması" demek. Hiç kimse avucundakini kaçırmak istemez tabi. Müzik eğitimi, memleket kimin umurunda...
Öğrencinin birisi Ankarada yaşadıklarını anlatıyor. "Hiç duymayan kulaklar duymaya başlıyormuş, bilgisayar destekli periyodik kontroller altında gelişiminizi görebiliyormuşsunuz. Sonuç: Meğerse bize Okullarda(AGSL) hiç bişey öğretmemişler düşüncesi (Bir çeşit büyü ortamı ve bu ortama inandırılmış öğrenci modeli); Vay beeeeeeee. Of! çok etkileyici. 4 yıl boyunca bir arpa boyu yol kat edemeyen öğrenci, 4 haftada nerdeyse apsolit kulağa sahip oluvermiş, iki sesli ezgi yazmaya başlamış!...Bişey olmuş birdenbire...
Kim peki bunlar, sihirbazmı, büyücümü? Şöyle bir düşündüğünüz zaman bu çarpık eğitim ortamın arabesk yaklaşımları ve bu yaklaşımlardan nemalanan insanlar diyebiliriz.
Şimdi de bu arabesk oluşumun sloganlarına bakalım:
Kazanamayana parası iade!...
Herkes enstrüman çalabilir...
Erken kayıt halinde ilk 5 ders bedava...
Sesim yok diye üzülmeyin, ses teli nakli dahil her teknik müdahale itina ile gerçekleştirilir...
Uzman kadro! ( İ. Tatlıses, G. Ergen, Carruso, Leyla Gencer, O. Gencebay, Zekeriya White...))

kompozitor
Mesajlar: 13
Kayıt: 21 Eyl Prş, 20:30
Konum: SİNOP
İletişim:

Re: YETENEK SINAVI TRAJEDİSİ

Mesaj gönderen kompozitor » 17 Ara Çrş, 8:01

ARKADAŞLAR,DÜZ LİSE MEZUNLARI BU SINAVLARA GİRMESİN DİYORUZ AMA AGSL DE 4 YIL OKUYUP DO NUN ÜSTÜNE AKOR DAHİ KURAMAYAN,YADA İKİ SESİ BİLE ZOR DUYAN ÖĞRENCİLERLEMİ MÜZİK YAPACAĞIZ SÖYLERMİSİNİZ?BU OKULLARIN BİR ÖZELLİĞİ KALMADI,BUNU KİMSE İNKAR EDEMEZ,TÜRKİYEDE SADECE 15 YADA 20 TANE AGSL DE DOĞRU EĞİTİM VERİLİYOR,DİĞERLERİNDE İSE GÜN KURTARILIYOR.SAKIN HİÇ KİMSE ÜNİVERSİTEYE ŞÖYLE ADAM SOKTUK BÖYLE ADAM SOKTUK DEMESİN,ÇALDIĞI ESERİN HANGİ TONDA OLDUĞUNU DAHİ BİLEMEYEN ÖĞRENCİLER ÖSS DEN 230 VE ÜZERİ PUAN ALDIĞI ZAMAN ÜNİVERSİTELİ OLUYOR,İSTİSNALAR MUTLAKA VARDIR AMA GENEL OLAN DURUM BU..BİZ ARTIK MÜZİK ADAMI YETİŞTİRMİYORUZ,56 TANE OKUL VAR VE HEPSİNİN MÜFREDATI FARKLI,HİÇBİR OKUL AYNI SİSTEMİ UYGULAMIYOR,KİMİ TÜRK MÜZİĞİ YAPIYOR,KİMİ KLASİKLE BOĞUŞUYOR,YUKARIDA BAHSETTİĞİNİZ HOCALARIN HEPSİ AYRI BİRER DEĞER,AMA Bİ DÜŞÜNÜN BAKALIM,ONLAR NE MEZUNU?...DEMEKKİ YETENEKLİ OLANLAR AGSL YE GELİYOR DİYE BİR KURAL YOK,OKS DEN 200 PUAN DAHİ ALAMAYAN NE KADAR ÖĞRENCİ VARSA ORTADA KALMAMAK İÇİN BU OKULLARA BAŞVURUYOR,BAKANLIK 24 KURALI KOYDU,İŞLER DAHADA ŞİRAZEDEN ÇIKTI.BÜYÜK ŞEHİRLERDEKİ OKULLARDA MÜRACAAT FAZLA OLDUĞU İÇİN BİR NEBZE OLSUN ÖĞRENCİ SEÇEBİLİYORSUNUZ,AMA YA DİĞER OKULLARDA?...SÖZ GELİMİ SINAVA 26 KİŞİ MÜRACAAT EDİYOR,BUNLARDAN 24 Ü ALINACAK,24.ÖĞRENCİ 15 PUAN DAHİ ALSA BU ÖĞRENCİYİ KABUL EDİYORSUNUZ,VE 4 YIL BOĞUŞUP DURUYORSUNUZ.MÜZİK MATEMATİK İSTER,PRATİK ZEKA İSTER,SAĞININ SOLUNU BİLMEYEN ÖĞRENCİ BURNUYLA KEMAN ÇALSA NAFİLE,ÇÜNKÜ BU OKULLAR MÜZİK ADAMİ YETİŞTİRİR,ÇALGICI DEĞİL..ONUN İÇİN ANADOLU LİSELERİNDE YADA DÜZ LİSELERDE OKUYUPTA AGSL ÖĞRENCİLERİNDEN DAHA YETENEKLİ OLAN BİR SÜRÜ ÖĞRENCİ VAR.BUNUN TEK ÇÖZÜMÜ,BU OKULLARIN SAYISINI AZALTMAKTIR.2000 YILINDA GÜZEL SANATLARDA GÖREVE BAŞLADIĞIMDA 35 TANE OKUL VARDI,VE HEPSİ PARMAKLA GÖSTERİLİRDİ,ŞİMDİ İSE BU OKULLARIN ÖZELLİĞİ AYRICALIĞI KALMADI,O YÜZDEN BENCE BAKANLIĞIN SİL BAŞTAN DOĞRU BİR SİSTEM OLUŞTURMASI GEREKMEKTEDİR....
Okullarımıza sahip çıkalım,onları kapattırmayalım,bilim ve sanat için bu okullara ihtiyacımız var

Cevapla